Victor Hugo Sözleri, Victor Hugo Şiirleri

  • 25 Aralık 2018
  • Victor Hugo Sözleri, Victor Hugo Şiirleri için yorumlar kapalı
  • 553 kez görüntülendi.
Victor Hugo Sözleri, Victor Hugo Şiirleri

Victor Hugo Kimdir?

Victor Hugo Fransız oyun yazarı, romancı ve şairdir. 1802 yılında Fransa’da dünyaya geldi. Babası bir çiftçiydi. Babası ve annesinin arasında yaşanan bazı anlaşmazlıklar nedeniyle çocukluk yılları problemli geçmiştir. Eğitim hayatı son derece düzensiz geçmiştir. Hukuk fakültesinde öğrenciyken edebiyata yönelmiştir.  Romantizm akımının en önemli temsilcilerinden biridir. En ünlü ve en büyük Fransız yazarlarının başında gelir. Bu ünlü yazarın Fransa’daki edebi popülerliği ilk önce şiirlerinde başlamış romanlarıyla devam etmiş ve en son tiyatro oyunlarıyla zirveye çıkmıştır.  Victor Hugo dünyaca ünlü evrensel bir yazardır. Dünyada en çok bilinen eserleri Notre Dame’ın Kamburu ve Sefiller’dir. Bu ünlü romancı gençlik yıllarında kral yanlısıydı. Ancak görüşü seneler geçtikçe değişti. Daha sonra ateşli bir cumhuriyet savunucusu oldu.

Victor Hugo Edebi Kişiliği

Fransız edebiyatında en fazla eser veren yazardır. 1830’lu yıllarda romantizm akımının en güçlü yazarı ve beyni olarak nitelendirildi. Fransa’nın milli şairi oldu. Fransız edebiyatının babası olarak kabul edildi. Victor Hugo daha sonraki senelerde düz yazıları ve başta da romanlarıyla akıllara kazındı. Pek çok ödül kazanan Fransız yazarın Legion d’Honneur nişanına layık görüldü. Bu yazarın başyapıtı Sefiller isimi romanıdır. Öte yandan Deniz İşçileri romanı dönemin siyasi ve toplumsal problemlerin yansıtmıştır. Hugo’nun eserleri yayınlandığı dönemde çok büyük bir ili ile karşılanmış ve okunmuştur. Günümüzde halen okunmaya ve konuşulmaya devam etmektedir.

Victor Hugo’nun Eserleri

Fransız yazar Hugo tiyatro oyunu, şiir ve roman alanında eserler bırakmıştır. Notre Dame’ın Kamburu ve Sefillerin dışında yazmış olduğu romanlar şunlardır;

– Nişanlıya Mektuplar
– İhtiyar Balıkçı
– İdam Mahkûmunun Son Günü
– 15 Yaşında Bir Kaptan
– İzlanda Han’ı

Bazı şiirleri ise şunlardır;

– Ağlamak İçin Gözden Yaş Mı Akmalı
– Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdime
– Aşk Dilencisi
– Kadına Sitem
– Aşkımın Aşkı
– Dede Olma Sanatı
– Dalıp Gitmelerin
– Bu Çiçek Senin İçin

Tiyatro eserleri ise şunlardır;

– Ruy Blas
– Hernani
– Kral Eğleniyor
– Lucreca Borgia
– Mary Tudor

Bunların dışında bir tanede politik eseri vardır. Bu eserinin adı 93 İhtilali’dir.

Victor Hugo Sözleri

Romantizm akımının en büyük temsilcilerinden olan Victor Hugo güzel sözleriylede ön plana çıkmıştır. Bizler ise bugün sizlere Victor Hugo kısaca kimdir, Victor Hugo sözleri, Victor Hugo aşk sözleri, en güzel Victor Hugo şiirleri ve Victor Hugo resimli sözlerini siz değerli misafirlerimiz ile paylaşacağız. Sizlerde Victor Hugo sözlerini Facebook, Twitter ve İnstagram hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.

– İltifat, peçe üzerinden bir öpücük gibidir.

– Tesadüf tesadüfi düzeltir.

– İnsanlarda eksik olan güç değil iradedir.

– Affetmek iyi insanların intikamıdır.

– Fakirlik insanın sözde dostlarını uzaklaştırır.

– Güzellik tektir çirkinlik bin türlüdür.

– Ölmek bir şey değil. Korkunç olan yaşamamaktır.

– Zorluk adam eder bolluk hayvan eder.

– Ekmeksiz hürriyet hürriyetsiz ekmek düşünülemez.

– Gençliğe yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz.

– Bir şey olmayı değil birisi olmayı amaç edinin.

– Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın.

– Orduları durdurmak mümkündür fikirler ise durdurulamaz.

– Az yalan söylenmez yalan söyleyen her yalanı söyler!

– Bir okul fazla yapın, bir hapishane eksiltmiş olursunuz.

– Ekmeksiz hürriyet, hürriyetsiz ekmek düşünülemez.

– Kadınlar güçsüzdür ama annelerin bileğini bükemezsiniz.

– Herkes ölür ama herkes (gerçekten) yaşamaz.

– Yarınlar hep güzel olacak denir. Oysa bugünler, dünün yarınları değil midir?

– Hiç bir ordu, vakti gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir.

– Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

– Bir okul fazla yapın, bir hapishane eksiltmiş olursunuz. 

– Tuhaf, bazı kimseler birinden nefret etmeden başkasını sevemezler.

– Ağlamak için gözden yaş mı akmalı, dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?

– Düşünme zihnin işi, hayal ise zevkidir. Düşünme yerine hayal etmek, zehiri besinden ayırt edememektir.

– Kadınlar, kendilerine yapılan birçok şeyi affedebilir; ama affettikleri şeyleri hiçbir zaman unutmaz.

– Belki de yalancı arkadaşlarına bir teşekkür borçlusun, Sana gerçek dostlarının kıymetini hatırlattıkları için.

– Çalışmak, uçup gidebilecek bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır.

– Yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.

– Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmalıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesaplamalı insan.

– Toplumda iyilik ve kötülük bireylerle ortaya çıkar. Toplumu eleştirmek değil, eksikliklerini gidermek için çabalamak gerekir.

Victor Hugo Aşk Sözleri

Romantizm ile tanıdığımız Victor Hugo’dan hafızalardan silinmeyecek birbirinden anlamlı ve manalı aşk sözleri guzel-sozlerim.com sayfamızda hemen incelemeye başlayabilirsiniz.

– Öğrendikten ve sevdikten sonra daha çok acı çekersin.

– Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır.

– Yarınlar Hep Güzel Olacak Denir. Oysa Bugünler, Dünün Yarınları Değil midir ?

– Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır.

– Kapına geldim ve ben olmaktan vazgeçtim. Sen ‘kim o’ de yeter ki: kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.

– Öyle alçak bir kapıdır ki açlık, geçilmesi zorunlu oldu mu, ınsan ne denli büyükse, o kadar çok eğilir.

– Aşk; Karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla, sersemin teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.

– Hayat, felaket, yalnızlık, yüzüstü bırakılmışlık, yoksulluk kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır.

– Bazen alabileceğin en büyük intikam; affetmektir. Ve bazen karşıdakine verilebilecek en güzel cevap; gülüp geçmektir.

– İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir çünkü kadınlar, kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir.

– Belki de yalancı arkadaşlarına bir teşekkür borçlusun, sana gerçek dostalarının kıymetini hatırlattıkları için.

– Çalışmak, uçup gidebilecek bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır.

– Gitme diyebilecek kadar güçlü olmalı insan hayatta çünkü hiç kimse, kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil aslında.

– Evet sevgili kapına geldim ve ben’den vazgeçtim. Sen “kim o” de yeter ki: kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.

– En anlamlı yemin söz vermektir, En büyük intikam affetmektir, En adi söz hiç sevmedim demek; Ve en güzel cevap gülüp geçmektir.

– “Sadece seni seviyorum” diyen bir erkek, “sadece mağazaları gezeceğim bir şey almayacağım” diyen bi kadın kadar yalan söylemiştir.

– Bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur Bir bakış bazen şifa bazen zehirli oktur. Bir bakış bir aşığa neler neler anlatır Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır. Bir bakış bir aşığı aşkından emin eder Sevişenler daima gözlerle yemin eder.

– Dünyada en çok istediğim ve bana yaşamı gerçekten sevdiren iki şey var; aşk ve özgürlük. Aşk uğruna gerekirse, yaşamımdan vazgeçerim. Özgürlük uğruna ise aşkımı da feda ederim.

En Güzel Victor Hugo Şiirleri

Gece

Günün tükendiği bu saatlerde
Tüm doğa canla başla çalışıyor.
Gece vakti bu yıldızlardan inen
Ne acayip bir korkudur kim bilir?

Etkisinde kalmış nice gizemin,
Kaygılı, bir yandan tir tir titriyor,
Karanlıkta, bilinmeyen bir gücün
Gözlerini üstünde hissediyor.

Ne büyük dehşet kendini tanımak!
Kaçışı olmadan, durmadan çalışmak,
Ebediyetin içinde devinen
Varlığın merhametine kalmak!

Bu nasıl kara, zor bir bulmaca
Amaçlar ve çözümler gizleniyor,
Birileri titrerken aşağıda,
Yukarda birileri düş görüyor.

Kadına

Eğer kral olsaydım.! Çiğneyerek tahtımı
Memleketin halkını dizlerine sererdim.
O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı
Bir tek bakışın için sana feda ederdim.

Eğer Allah olsaydım.! O heybetli, o derin
Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin
İrademin önünde eğilen meleklerin
Sevgilim bir busene hepsi senindir derim

Bakışların

Bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur
Bir bakış bazen şifa bazen zehirli oktur…

Bir bakış bir aşığa neler neler anlatır
Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır.

Bir bakış bir aşığı aşkından emin eder
Sevişenler daima gözlerle yemin eder…

Ağlamak İçin Gözden Yaş Mı Akmalı

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Dilenci

Sen, her gün köşe başlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.

İnan yok farkımız birbirimizden.

Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.

Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim,
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdimi

Söylesem ah söyleyebilsem derdimi
mehtap bir gecede açabilsem sana kalbimi
göreceksin seninle dolu
desem, diyebilsem ki seviyorum seni
çılgınca aşığım sana
ama demem, diyemem
çünkü aramızda dağlar, denizler
ve benim o kahrolası gururum var
bu böyle sürüp gidecek
sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin
ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim
sana asla…
çünkü aramızda dağlar denizler
ve benim o kahrolası gururum var.

Mors

Gördüm o biçiciyi, işinin başındaydı tarlada
Kesip biçerek ilerliyordu kocaman adımlarla
Batan günün kızıllığı geçiyordu iskeletin içinden
Karanlıkta her nesne titrer ve gerilerken
Tırpandaki yalazı izliyordu insanoğlu
Ve utku kemerleri altında görkem dolu,
Utku esriği utkunlar devriliyordu peşpeşe
O güzelim Babil’i çeviriyordu çöle
Tahtı darağacına, sehpayı saltanata
Gülleri gübreye, çocukları kuşa
Hazinleri küle, anaların yaşını sele döndürüyordu
Haykırıyordu kadınlar: geri ver çocuğumuzu
Sen alıp gidesin diye mi dünyaya getirdik biz onu?
Yeryüzünü feryatlar kaplamıştı dört yandan
Etsiz parmaklar fışkırıyordu sefalet yataklarından
Buzlu bir yel uğulduyordu yüzbinlerce kefende
Kara tırpan altında çılgına çevrilen kitle
Karanlıkta benziyordu kaçan bir korkmuş sürüye
Çiğnediği her yerde herşey ürkü, yas ve gece!
Arkada, alnı tatlı bir ışıkla yıkanan melek
Ruhların demetini taşıyor gülümseyerek.

Keder Sana Yakışmıyor

Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli

Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.

Ey Güneş! Ey Yüzü Tanrısallığın

Ey güneş! ey yüzü tanrısallığın!
Vahşi çiçekleri sel yatağının!
Mağaralar! Seslerin duyulduğu
Yaban böğürtlenleri ormanların!
Otların altından duyulan koku!

Örnek yükseklikte kutsal tepeler,
Bir tapınağın ak süsü gibiler.
Yaşlı kaya, yılları yenen meşe,
Sizi izlerken duyumsuyorum da
Dağınık bir ruh giriyor kalbime!

Ey kızoğlankız orman, duru kaynak!
Karanlığın çivitlediği gül berrak!
Göğün ışığı pırıl pırıl su
Ne diyorsunuz bu haydut hakkında?
Ey doğanın bilinci, sağduyusu!

Victor Hugo’nun Hz. Muhammed (S.a.v) Efendimize Yazdığı Şiir

MAHOMET  (MUHAMMED sallâllâhu aleyhi ve sellem)

Vazifesinin yakın olduğu içine doğmuştu
Metindi, kimseyi kınamıyor, incitmiyordu
Yolda gördüğü kimselerle selamlaşıyordu
Her gün sanki biraz daha yaşlanıyordu
Oysa sadece yirmi ak vardı siyah sakalında
Durup su içen develeri izliyordu arada sırada
Böylece, deve güttüğü zamanları hatırlıyordu.
Sanki Cenneti görmüş, ilahi aşkı bulmuştu
Sanki kâinatın yaratılışına şahit olmuştu
Alnı dik, yanakları kusursuz, benzersizdi
Kaşları ince, bakışları anlamlı ve keskindi
Boynu, gümüş bir testinin boğazıydı sanki.
Tufanın sırlarını bilen Nuh’un havası vardı.
Ona danışmaya gelenlere, adil davranırdı
Kimi itiraf eder, kimi güler ve inkâr ederdi
Sessizce dinler, en son konuşurdu kendisi
Ağzından dua ve zikir hiç eksik olmazdı
Çok az yer, karnının üzerine taş koyardı.
Boş durmaz, koyunlarını sağıp oyalanırdı
Oturur yere, elbiselerini kendi yapardı
Artık genç değildi, eski gücü de kalmamıştı
Yine de herkesten daha fazla oruç tutardı
Altmış üç yaşında, bir ateş sardı vücudunu
Kutsal kitap Kur’an’ı bir kez daha okudu
Sonra, sancağı, Said’in oğluna teslim etti.
Onlara: “Artık aranızdan ayrılma vakti geldi
Allah birdir, hep onun yolunda savaş” dedi.
Mahzundu, bakışlarında, yurdundan zoraki
Sürülen yaşlı bir kartalın hüznü vardı sanki
Yine, her günkü vaktinde mescide geldi,
Ali’ye tabi olanlar da arkasından geliyordu
Ve kutsal sancak rüzgarda dalgalanıyordu.
Benzi soluktu, döndü ve kalabalığa seslendi
“Ey insanlar, ömür bitiyor, hayat gelip geçici
Biz, karanlıkta birer zerreyiz, yüce olan O’dur
Ey insanlar, O’ndan başka rehberim yoktur
Onsuz bir değerim olmazdı.”
Bir zat ona : “Ey müminlerin gerçek Sultanı!
Seni dinler dinlemez, herkes inandı sözüne
Sen doğduğunda, bir yıldız doğdu gökyüzüne
Kisra sarayının üç kulesi birden devrildi” dedi.
O da: “Melekler ölümümü müzakere etti;
Vakit tamam, dinleyin! Eğer herhangi birinize
Bir kötülük yaptıysam, çıksın herkesin önünde
Ben ölmeden, gelsin intikamını alsın şimdi;
Kime vurmuşsam, o da bana vursun” dedi.
Ve uzattı usulca asasını oradan geçenlere.
Yaşlı bir kadın, bir koyunu kırpıyordu eşikte
Ona: “Tanrı yardımcın olsun!” diye seslendi.
Bakışlarında bir hüzün vardı, oldukça bitkindi
Dalgındı; birden, şöyle dedi: “Herkes duysun!
Allah benim adımı andı! Bundan emin olun
Topraktan insan, nurdan bir peygamberim
İsa’nın getirdiği dini tamamlamaya geldim.
Ashabım, ben sabır taşıyım, İsa tatlı dilliydi.
Zira her şafak, doğacak güneşin müjdecisi
İsa benden önce, ama ne Tanrıdır ne de oğlu
O, gülü koklayan bakire Meryem’den doğdu.
Unutmayın, ben de etten kemikten bir faniyim
Kuruyan bir balçıktan başka bir şey değilim;
Şu dünyada başıma gelmeyen şey kalmadı;
Çektiğim çilelere, yol olsa, dayanmazdı
Baskı ve işkenceden, şu bedenim çok çekti;
Ve eğer işlediğimiz her bir günahın bedeli
Korkunç bir haşere olsaydı, o karanlık mezarı
Bize dar eder, cehenneme çevirirdi orayı.
Tekrar tekrar bedenlenir cehennem ehli
Ve kurtlar yeniden kemirir tüm bedenlerini
Böylece, defalarca tükenir ve yeniden dirilir
Cezalarını çekince de yeniden huzura erişir.
Ben, kutsal savaşların mütevazı meydanıyım
Bazen bir efendi bazen de bir köle gibiyim
Kelamım, tıpkı çöldeki kum ve kuyular gibidir
Bir sözüm korkutuyorsa, bir diğeri müjdecidir;
Ey inananlar! Çektiklerimi görüyorsunuz işte!
Karşıma alıp, insanı aldatıp yeniden delalete
Sürüklemek isteyen o dehşet saçan iblisleri
Engellemeye çalıştım, bağladım o pis ellerini
Çoğu zaman, Yakup gibi karanlıklar içinde
Çarpıştım durdum, görmediğim kimselerle;
Fakat insanlar beni özellikle öldürmek istedi
Bana karşı sürekli kin ve kıskançlık besledi
Ben ise asla, hak davamdan vazgeçmedim
Onlarla savaştım, ama kimseden incinmedim
Savaş boyunca: “Bırakın yapsınlar!” diyordum
Kanlar içinde tek yaralı ben olayım istiyordum
Varsın hepsi vursun bana, zaten durmazlar ki
Zira sağ ellerine Ay’ı, sol ellerine Güneş’i
Versem de düşmanlarım vazgeçmezdi asla
Yine de saldırırlardı bana şu çileli yolculukta
Fakat ne olursa olsun geri adım atmadım
Zira bu kutsal dava uğruna tam kırk yıl savaştım
İşte, böyle geçen bir ömrü nihayet tamamladım
Şimdi Allah’a gidiyorum, dünyayı geride bıraktım.
Greklerin Hermès’i, Yahudilerin de Lévi’ yi
Desteklediği gibi siz de hiç bırakmadınız beni
Çektiğiniz bu sıkıntılar, mutlaka son bulacak
Bu soğuk, ıssız geceye elbet Güneş doğacak
Müminler, asla ümidinizi kesmeyin O’ndan
Zira Kronnega dağlarını aslan yuvası yapan,
Denizleri incilerle, karanlıkları da yıldızlarla
Donatan Allah, elbet sizleri de koymaz darda.
Sonra: “O’na inanıp teslim olun ” diye ekledi
İnanmayan, ancak, inkâr da etmeyenlerin yeri
Cennet ile cehennemi ayıran duvarın üzeri
Kararmıştır kalpleri, günah işlemek tek işleri;
Hiç kimse tamamen günahsız değildir belki
Ama çabalayın ki Allah cezalandırmasın sizi
Namaz kılın, bütün azalarınız değsin yere
Zira o dayanılmaz cehennem ateşi, sadece
O’nun için yere kapanmayan bedenleri yakar
O, kapkaranlık dünyayı, masmavi gökle açar;
Misafiri sevin, dürüst olun, adaletle hükmedin
Yüce katında türlü türlü nimetler var sizin için
Yedi göğü geçmek için altın eğerli atlar,
Ve yıldırımları geride bırakan hızlı arabalar
Huriler, tertemiz, hep ter ü taze ve neşeli
İncilerden yapılmış köşklerde oturur her biri
Cehennem ateş ehlini bekler, vay hallerine!
Ateşten ayakkabıları olacak ve giydiklerinde,
Sıcaklıkları kazan gibi beyinlerini kaynatacak
Cennet ehli ise pek neşeli ve gururlu olacak.”
Biraz durdu, hep ümitli olmalarını öğütledi
Sonra, ağır adımlarla yürümeye devam etti
Ardından : “Ey insanlar! Size sesleniyorum
Vakit saat doldu, ebedi bir âleme gidiyorum
Belki bu sizinle son görüşmemiz, acele edin
Beni tanıyan herkes gelip son kez dinlesin
Bir hatam olduysa, yüzüme söylesin” dedi.
Kalabalık sessizce sağa sola açılıp yol verdi
Gitti ve Ebufleya kuyusunda sakalını yıkadı
Biri ondan üç drahmi istedi, çıkardı verdi
“Şimdi, mezara bırakmaktan daha iyi” dedi.
Herkesin, bir güvercininki gibi ışıl ışıldı gözleri
Bakıp, kendilerini hep kollayan o yüce insana,
Ağlıyordu halk; evine kadar eşlik ettiler ona
Birçoğu gözünü bile kırpmadan orada bekledi
Bütün geceyi dışarıda taşların üzerinde geçirdi
Ve ertesi sabah, günün ağardığını fark edince
“Ben artık kalkamıyorum, dedi, Ebubekir’e
Kitap’ı alıp yanına, sen kıldıracaksın namazı.”
Eşi Aişe de o sırada cemaatin arkasındaydı
Ebubekir okuyor, Muhammed ise dinliyordu
Nihayet, okuduğu ayetleri usulca bitiriyordu
O, dua ve zikrini yaparken herkes ağlıyordu
Ve, Ölüm Meleği çıka geldi akşama doğru
“İçeri girebilir miyim” diye müsaade istedi
“Gelsin” dedi. Dünyaya açtığı o ilk günkü gibi
Yine ışıl ışıl parlıyor ve gülümsüyordu gözleri,
Ve melek ona : “Allah seni bekliyor” dedi
Memnuniyetle, dedi. Şakakları şöyle bir titredi
Bir an aralandı dudakları ve ruhunu teslim etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ