Ömer Hayyam Sözleri, Ders Niteliğinde Ömer Hayyam Öğütleri

  • 15 Aralık 2018
  • Ömer Hayyam Sözleri, Ders Niteliğinde Ömer Hayyam Öğütleri için yorumlar kapalı
  • 517 kez görüntülendi.
Ömer Hayyam Sözleri, Ders Niteliğinde Ömer Hayyam Öğütleri

Ömer Hayyam Hakkında Kısa Bilgi;

İranlı şair, bilgin ve filozof olarak ön plana çıkan Ömer Hayyam yaptığı icatlar ile adeta tarihe damga vurmuştur. Şu an günümüzde kullanılan “Gregoryen Takvimi” 3330 yılda bir kez hata vermektedir. Fakat Ömer Hayyam’ın kendisi hazırladığı ve büyük emekler verdiği “Celali Takvimi” 5000 yılda sadece 1 gün hata vermektedir. Bu denli bir bilgiye sahip olan Hayyam’ın söylediği birbirinden faziletli ve manalı sözleri bir araya getirmeye çalıştık.

Ömer Hayyam’ın Eserleri;

Şairimiz ne yazıkki bir çok eserini kaleme almamıştır. Şimdiye kadar kayıt altına alınan tam 18 eseri mevcuttur. Hemen aşağıda inceleyebilirsiniz.

1. Kitabün fi’l Burhan ül Sıhhat-ı Turuk ül Hind. (Geometriye dair)
2.Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah’a ithaf edilmiştir)
3.Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair)
4.Müşkilat’ül Hisab. (Aritmetiğe dair)
5.İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair)
6.Newruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair)
7.Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair. Almanya Gotha kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)
8.Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid’in bir probleminin çözülmesi metoduna dair, Hollanda Leiden kütüphanesinde bir nüshası vardır. F. Woepcke fransızcaya çevirmiştir.)
9.Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair. Britanya kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.)
10.Muhtasarun fi’t Tabiiyat (Fizik İlmine dair)
11.Risaletün fi’l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair)
12.Levazim’ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair)
13.Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye cevap ve alemde zıtlığın zorunlu olduğuna dair)
14.Mizan’ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair)
15.Abdurrahman’el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ’nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair)
16.Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi)
17.Eş’arı bil Arabiyye (Arabça rûbaileri)
18.Fil Mutayat (İlim prensipleri)

Ömer Hayyam Sözleri

Anlamasını bilene Ömer Hayyam’dan akıllara durgunluk veren hatta tarihe damga vuran sözler sayfamızda bir araya geldi ve özenle derlendi. Şimdi aşağıda Ömer Hayyam’a ait birbirinden güzel sözleri, ibretlik öğütleri, dünyalık işleri ve Allah’ın kudretine dair sözleri bulabilirsiniz.

Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var, seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar.

Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna; o şatafatlar, altınlar, gümüşler boşuna.

Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi.

Her ağızda bir yemin artık, sakin ha inanmayınız. Biri bir şey mi söyledi; söze değil söyleyene bakınız.

Her sabah yeni bir gün doğarken, bir gün de eksilir ömürden; her şafak bir hırsız gibidir elinde bir fenerle gelen.

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın masal anlatmaktır bütün işi.

İçin temiz olmadıktan sonra hacı hoca olmuşsun; kaç para! Hırka; tespih; post; seccade güzel ama tanrı kanar mı bunlara?

Yıllar günler gibi geçti gider; nerede o eski dertler, sevinçler? Belaya aldırmaz aklı olan, bu da her şey gibi geçer, der.

Dünya üç beş bilgisizin elinde; onlarca her bilgi kendilerinde. Üzülme; eşek eşeği beğenir; hayır var sana ‘kötü’ demelerinde.

Bir elde kadeh, bir elde Kuran; bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman.

Dert içinde sevinci bul da yaşa; haksız düzende haklı ol da yaşa; sonu nasıl olsa yokluk dünyanın, varından yoğundan kurtul da yaşa.

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: yarın, akılsız, neyi bileceksin.

Cennette huriler varmış, kara gözlü; içkinin de ordaymış en güzeli. Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz: bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam. Ben haramla helali karıştırmam. Seninle içilen şarap helaldir, sensiz içilen su bile haram.

Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari bırak aldatmacayı, ikiyüzlülükleri; şarap içmem diye övünüyorsun, ama yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim; gönül tatlı diline tutkun, neyleyim; can da, gönül de sır incileriyle dolu; ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.

Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden, ne dine, edebe aykırı gitmemizden, bir an geçmek istiyoruz kendimizden, içip içip sarhoş olmamız bu yüzden.

Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir şu şarabı, alsın aklımızı, belki böyle beğenir bizi el âlem!

İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez, bunlar için didinmene bir şey denmez. Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış, bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada cennetin cehennemin üstündesin.

Girme şu alçakların hizmetine, konma sinek gibi pislik üstüne. İki günde bir somun ye, ne olur! Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.

Geçmiş olan dünden hiç yâd etme, yarın da gelmemişken feryat etme, düşünme geleceği de geçmişi de, şimdi şen ol da yaşamı berbat etme.

Sen sofusun, hep dinden dem vurursun, bana da sapık, dinsiz der durursun. Peki, ben ne görünüyorsam oyum. Ya sen ne görünüyorsan o musun?

Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz. Aşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.

Güçlü olduğuna inandırdın beni; bol bol da verdin bana vereceklerini. Yüz yıl günah işleyip bilmek isterim; günahlar mı sonsuz, senin rahmetin mi.

Dal goncayı bir sabah açılmış buldu, gül melteme bir masal deyip savruldu, dünyada vefasızlığa bak; on günde bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.

Niceleri geldi, neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; âşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; ermiş ha çul giymiş, ha atlas; yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.

Yaşamanı akla uydurman gerekir, ama bilmezsin akla uygun olan nedir; bereket eli çabuktur zaman ustanın, başına vura vura sana da öğretir.

Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan yüreğine diken batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş tarak gibi dış dış, didik didik olmadan?

Hayat yangın gibidir. Yoldan gecenin unuttuğu alevler, rüzgârın önüne katıp savurduğu küller; işte bir insan ömrü gelip geçmiştir.

Vefasız dünya diye yakınıp durma; dünya elindeyken tadını çıkarsana! Herkese vefalı olsaydı dünya sıra mı gelirdi senin yaşamana?

Akıl bu kadehi övdükçe över; alnından sevgiyle öptükçe öper; zaman ustaysa bu canım nesneyi hem yapar hem kırıp bin parça eder.

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; suçumuza, duamıza önem vermeyen; günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık; umudumu rahmetine bağlamışım ben.

Bir çember çizilse merkezinde ben, kenarında sen. Sen döndükçe beni; ben döndükçe seni görsem. Öyle bir an gelse ki; yarıçap sıfır olsa.

Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona, sevmek haram yüreğinde ateş olmayana bir günü sevgisiz geçirdinse yazık, en boş geçen günün o gündür inan bana.

İki günde bir somun geçiyorsa eline soğuk suyu da olursa bir kırık testide niçin kendinden kötüsüne kul olur insan, ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?

Bir kalp ki onun sevmesi aldanması yok tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok bin kez yazık olsun sevgisiz yüreğe aşksız geçecek günlerin faydası yok.

Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Han hamam, dolap değirmen, hep onlara. Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Seni aramaktan dünyanın başı dertte; zengine de göründüğün yok, fakire de; sen konuşursun da biz sağır mıyız yoksa hep kör müyüz, sen varsın da görünürde.

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi! Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli, can gözünü açınca görüyor ki insan; en büyük düşmanıymış en çok güvendiği. Yalan mı?

Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise; mıhları gevşek bir gölgeliktir beden çadırı, pek dayanma sakin ne kadar sağlam da görünse.

Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizim ki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben. Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben. Perde ardında sen ben dedikodusu var amma, Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben.

Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. Yaşama sebebimsin, su kadar, ekmek kadar. Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar.

Herkes, gönlünce bir yol arıyor kendine. Kimi arayışı sürdürmekte, kimi bulduğundan emin. Ama bir gün, bir ses haykıracak göklerden, herkesin yolu kendine varır, arama başka yerde.

Eğer her şeyini kaybetmişsen ve cebinde bir ekmek alacak kadar paran kalmışsa, git kendine bir demet menekşe al ve ruhunu besle. Bence bu çok anlamlıdır ve kişinin öncelikle ruhunu beslemesi lazım.

Ömer Hayyam’dan Efsane Sözler

Hayatınızda daha önce hiç bir yerde duymayacağınız yaşamınıza yön veren efsane Ömer Hayyam sözlerini incelemeye başlayabilirsiniz.

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel;
Ama Mevla kanar mı bunlara!

Sen sofosun, hep dinden dem vurursun,
Bana da sapık, dinsiz der durursun 
Peki ben ne görünüyorsam o’yum 
Ya sen ne görünüyorsan o musun?

Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;
Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;
Şarap içmem diye övünüyorsun, ama;
Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

Ey kara cübbeli, senin gündüzün gece; 
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere. 
Onlar Yaradanın sanatı peşindeler: 
Senin aklın fikrin abdest bozan şeylerde
 
Ben kadehten çekmem artık elimi;
Tutmam senin kitabını, minberini.
Sen kuru bir sofrasın, ben yaş bir sapık:
Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi?
 
Seni kuru sofraların softası seni! 
Seni cehenneme kömür olası seni! 
Sen mi Hak’ tan rahmet dileyeceksin bana? 
Hakka akıl öğretmek senin haddine mi?

Yaşamanın sırlarını bileydin 
Ölümün sırlarını da çözerdin; 
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: 
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

Ey kör! bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş! 
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ