En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

  • 21 Aralık 2018
  • En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri için yorumlar kapalı
  • 589 kez görüntülendi.
En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Necip Fazıl Kısakürek’in Kısaca Hayatı

26 Mayıs 1904 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Necip Fazıl Kısakürek, Kahramanmaraşlı ailenin tek çocuğudur. Çocukluk yılları büyükbabasının Çemberlitaştaki konağında geçmiştir. 5 yaşındaki kız kardeşinin ölümünden sonra vereme yakalanan annesinden dolayı Heybeliada’ya taşınmışlardır. Bahriye Mektebinde öğrenci iken şiirle ilgilenmeye başlayan Kısakürek, İstanbul’un işgali sırasında annesiyle Erzurum’daki dayısının yanına gitti. Genç yaşta babasını kaybetti. Darulfunun’un Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesine 1921 yılında girdi. Felsefe eğitimini yarıda bırakarak Paris’e gitmiştir. Paris’te başladığı eğitimini de yarıda bırakarak yurda geri dönüş yapmıştır. Çeşitli bankalarda çalıştı. İlk şiir kitabını 1925 yılında Örümcek Ağı adıyla yayımladı. 1928 yılında ikinci şiir kitabı Kaldırımlar yayınlandı. Fakat Kısakürek’in üne kavuşması Ben ve Ötesi’nin yayınlanmasından sonra oldu.

Nakşi şeyhi Abdülhakim Arvasi ile 1934 yılında tanıştı. 1936 ile 1943 yılları arasında Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Devlet Konservatuarı’nda dersler vermiştir. 5 çocuğunun annesi Fatma Neslihan Balaban’la 1941 yılında evlendi. 1942 yılında yazdığı siyasi yazısı nedeniyle ilk hapis cezasını almıştır. 1943’de Büyük Doğu dergisini çıkardı, 1949 ‘da ise Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. Siyasi nedenlerle sıklıkla kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu’nun olmadığı zamanlar günlük yazıları ve fıkraları çeşitli gazetelerde yayınlanmıştır. Ülkemizin çeşitli yerlerinde konferanslar vermiştir. Türk Edebiyat Vakfı tarafından 1980’de Şairler Sultanı, Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu eseriyle de 1982 yılında Yılın Fikir ve Sanat Adamı seçilmiştir. 1983 yılında vefat eden Necip Fazıl Kısakürek, Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Necip Fazıl Kısakürek’in Edebi Kişiliği

İl şiirleri Yeni Mecmua’da 1922 yılında yayınlanan Necip Fazıl Kısakürek, Hayat ve Varlık ile Mili Mecmua dergilerindeki yayınlanan şiirleri ile tanınmıştır. 17 sayı Ağaç dergisini 1929 ile 1936 yılları arasında çıkarmıştır. Büyük Doğu dergisini ise 1943 ile 1971 yılları arasında çıkardı, Yeni İstanbul ve Son Posta gazetelerinde yazarlık yapmıştır. 1928 yılında büyük ilgi gören Kaldırımlar şiirinden dolayı Kaldırımlar Şairi olarak anılmaya başladı.

Özgün şiir anlayışından 1930’lu yıllarda kopan Necip Fazıl, mistisizmi İslami değerlere bağlayan, toplumsal ve dinsel bir kavga sanatına doğru yöneldi. Şiiri, mutlak gerçeği yani Allah’ı arama yolunda sonsuz bir uğraş ve üstün bir algılama sorunu olarak gördü. Trajik öğelere ve sağlam bir dil yapısına dayanan mistik eğilimli şiirlerinde çağdaş insanların bunalımlarını işlemiştir. Cahit Sıtkı Tarancı, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi birçok şairi etkilemiş olan Kısakürek, Türk şiirinde gizem rüzgarını estirmiştir. Şiirden Garip Akımının ortaya çıkmasıyla uzaklaştı. Düz yazılarına son derece güçlü fikirsel kurgu ve anlatım tekniği vardır.

Necip Fazıl Kısakürek’in Eserleri

Halk şiiri geleneğinden yola çıkan Necip Fazıl Kısakürek, biçim bakımından kusursuz olan şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Daha çok korku ve kaygı psikolojisine yer verdiği tiyatro oyunlarında güçlü bir yazım tekniği görülür. İnceleme, hikaye ve makale türü eserlerinde daha çok siyasi ve dinsel konuları almıştır. Necip Fazıl Kısakürek’in eserleri:

Şiir: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile ve Şiirlerim’dir.

Öykü ve Roman: Aynadaki Yalan, Kafa Kağıdı ve Ruh Burkuntularından Hikayeler’dir.

Tiyatro: Bir Adam Yaratmak, Künye, Tohum, Para, Reis Bey, Abdülhamit Han ve Namı Diğer Parmaksız Salih’tir.

Makale- Fıkra- Hatıra- Monografi: Namık Kemal, Çerçeve, Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil, Son Devrin Din Muhafızları, İhtilal, Hitabe, Yılanlı Kuyudan, Babıali, Hac, İman ve İslam Atlası

Çeşitli alanlarda eserler vermiş olan Necip Fazıl çok sayıda ödül almıştır.

Ödülleri:

Sabır Taşı ile 1947 yılında CHP Piyes Yarışması Birincilik ödülü

1980’de 75. yıldönümü münasebetiyle Kültür Bakanlığı tarafından Büyük Kültür Armağanı

Türk Edebiyatı Vakfı tarafından Türkçenin Yaşayan En Büyük Şairi unvanı verilmiştir.

En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Manalı, anlamlı, hayat dolu sözleri ile baştan aşağıya Kısakürek sözlerini guzel-sozlerim.com sayfamızda bir araya getirdik. Necip Fazıl Kısakürek hikmet dolu sözleri ile sizleride etkileyecektir. Bizi etkilediği gibi… Hemen aşağıda büyük bir titizlik ve özenle hazırladığımı Necip Fazıl Kısakürek Sözlerini bulabilirsiniz.

Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir.

Bu nasıl dünya, hikayesi zor.

İsterseniz hayat aşını verin; sayılı nimetler bal olsa yemem!

Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!

Felsefe; çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır.

Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.

Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti.

Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var!

Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu?

Benim ayağımın altıda müsait başımın üstüde nerde olacağını sen belirle..

Benim ayağımın altıda müsait başımın üstü de nerde olacağını sen belirle…

Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu?

Ellerime uzanan dudakları tepeyim, Allah diyen gel seni ayağından öpeyim!

Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.

Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat. Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat.

Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.

Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü; nefsim doymamaktan dünyaya küstü.

Her ağızda, her telde fanilik diriltisi , sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı !!

Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Af var diye işlenen suçtan vicdan burkulur; affı sigortalayan hayâsızdan korkulur…

Yalnızım diye üzülmüyorum çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz.

Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin zannedecek.

Çocukken gün battı mı, bir köşede ağlardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım.

Sonunda ‘eyvah’ diyeceğin şeylere, başında ‘eyvallah’ deme. Pişman ol fakat pişman ölme.

Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda.

Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken… Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.

Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?

Yum gözünü, kalbine her an yokluğu üfür ! Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür..

Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın…

Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır.

Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar?

Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım.

İçimizde bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık.

İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu.

Uğruna ölmekse seni yaşatmak bin kere ölürümde adına leke sürdürmem, gururdur namustur bayrak ve sancak, aksa da kanım zalimi güldürmem!

Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Günümüz gençlerine ilaç gibi gelecek Necip Fazıl Kısakürek sözleri, hikmetli Necip Fazıl Kısakürek sözleri, etkileyici Kısakürek sözleri ve resimli Necip Fazıl Kısakürek sözleri sayfamızda öz verili bir şekilde hazırlanmıştır.

Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir; yaşamak güzeldir.

Ne gelirse başımıza Hak’tandır; fakat geliş sebebi, Hak’tan ayrılmaktandır.

Bizler açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin, doymak bilmeyen ümmetiyiz.

Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere, ayağım takılıyor yerdeki gölgelere.

Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan. Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan…

Düşünmek şu, bu değil, öteleri düşünmek; sizinse düşünceniz yataklarda eşinmek.

Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş Allah’a geldi mi, gücün yok, sendelersin.

Zonklayan başım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değil, secde yerinde rahat.

Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı; Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı.

Allah bir! Demektense ecel teri dökerken; ölüversem, beklenmez anda Allah bir erken.

Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.

Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar. Kavuşmak nasıl olmaz mademki ayrılık var.

Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz.

Dinde zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette!

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!

Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber, güzel olmasaydı ölür müydü peygamber!

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesten.

Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?

Kadın mezarlığa girerken başını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, ölüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıl almaz.

Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun. Ve gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa unutulursun.

Gençliğine doyamadan gitti, derler. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değil. Burası acıkmanın yeri.

Soruldu mu ne bilirsin diye; ”haddimi bilirim” soruldu mu ne istersin diye; “haddimi bilir, hakkımı isterim” demeli…

Bir idamlık Ali vardı, asıldı; kaydını düştüler, mühür basıldı. Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için göz yaşı Mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek…

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat; zift dolu gözlerde karanlık kat kat… Yalnız seccademin yününde şefkat; beni kimsecikler okşamaz madem; öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Ölüm her aklına geldiğinde ‘ah’ edip ‘vah’ edip inleme; bu halinle rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; o geldiği zaman, sen çoktan gitmiş olacaksın.

En Güzel, En Etkili Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri

Her bir şiirde farklı bir mana.. Her şiirde Allah’ın büyüklüğü ve kudreti bu kadar güzel ve anlamlı bir şekilde anlatılabilirdi. İşte akıllara durgunluk veren en güzel Necip Fazıl Kısakürek şiirleri şimdi guzel-sozlerim.com adresinde hemen incelemeye başlayabilirsiniz.

Dilerseniz diğer bir konumuz olan Necip Fazıl Kısakürek şiirleri yazımızıda inceleyebilirsiniz.

Sakarya Türküsü

İlk dinlediğimde inanılmaz bir şekilde etkilendiği en anlamlı ve manidar Necip Fazıl Kısakürek şiirlerinden bir tanesidir. Sakarya Türküsü..

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpenordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

Zindandan Mehmed’e Mektup

Yine efsane şiirlerinden bir tanesi ile sizleri baş başa bırakıyorum. Necip Fazıl’ın en popüler şiirlerindendir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahi bu şiiri okumuştur.

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı? .. Belki… Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler, bugün ‘maruzât’!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem…
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler…
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger… Beynimi içtin!

Sükût… Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş…
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Kaldırımlar

Kısakürek’in popüler olmasında büyük rol oynayan şiirlerden birisidir “Kaldırımlar” Hemen aşağıda Kaldırımlar şiirini bulabilirsiniz.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum…
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler…
Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.

Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

Bugün Sizlere Necip Fazıl Kısakürek Hayatını, Necip Fazıl Kısakürek Sözlerini, En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözlerini ve En Anlamlı Necip Fazıl Kısakürek Şiirlerini bir araya toplayarak güzel bir sayfa oluşturduk. Sizlerde bize ve sayfamızda destek olmak için sosyal medya hesaplarınızda sayfamızı paylaşabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ